Türklerin Eski İnançlari



Kamların İnanç ve İbadetleri

Çin kaynaklarından anlaşıldığına göre

eski Orta Asya Şamanizm' inin temelleri
Göktanrı, Güneş, Yer Su, atalar ve ocak (ateş) kültleridir.
Bu bağlamda Asya halklarının inandığı Şamanlığın temelinde
insan ve doğanın birlik ile beraberliği ve uyumu düşüncesi yer alır.



“İbn Sina görünüşe göre Türkmenlerin,

yani göçebe Türklerin bir kabilesinde
gerçekleşen bir şaman seansına katılmıştır:
‘Bir kehanet elde edebilmek için başvurulduğunda
kâhin her yönde koşmaya koyuluyor
ve bayılıncaya dek nefes nefese kalıyor.
Bu durumdayken hayalinin kendisine gösterdiği şeyleri dile getiriyor
ve orada hazır bulunanlar,
gereğini yapmak için sözlerini dikkatle dinliyorlar.’
Yine aynı 11. yy’da Kaşgarlı kam kelimesini dört kez kullanıyor.

Bunu ‘kâhin’ şeklinde çeviriyor ve niteliğini üç örnekle açıklıyor:

‘Şamanlar anlaşılmayan çok sayıda kelime söylediler.’
‘Şaman büyü yaptı.’
‘Şaman bir kehanette bulundu.’ 



“Belki de bir tür kutsal kabul işlemi

veya bu aşamaya erişmeyi kutlayan herhangi bir tören sonucunda,
gereği gibi hazırlanan ve gerekli aletleri kuşanan şaman,
müzik eşliğinde kendi etrafında dönerek çıkardığı hayvan seslerinden,
uçma taklitlerinden, hayvan gibi zıplama veya sürünmelerinden,
kendi varlığının bilincini unutacak kadar sarhoş hale gelebilecektir.
Bu durumda, deneyimini, öte dünyaya yolculuğunu,
zorlu yükselişini veya tehlikeli düşüşünü,
hayvan biçimli ruhlarla olan savaşlarını,
bitkin olarak kuvvetten düşünceye kadar mimiklerle canlandıracaktır. ...
Burada esas olarak amaç,
tinlerin bildikleri sırlar hakkında sorguya çekmek,
yani gelecek hakkında bilgi edinmek;
hatta kişilerin ruhunu,
görünmez veya serseri yaratıklar tarafından çalınan
ve onlar tarafından kaçırılmakla tehdit edilen ruhları aramak,
yani büyü aracılığıyla tedavi etmektir."

Eski Türk inancının adı Şamanizm değil, Tengrizm


Bugün Tengricilik adıyla tanıdığımız,

eski Türklerin ve Moğolların geleneksel inancı,
kısa zaman öncesine kadar Şamanizm adı altında tarif ediliyordu.
Ama Şamanizm terimi artık sırf Sibirya inanç sistemini değil,
bütün dünyadaki ilkel inançlar için kullanılıyor.
Bu yüzden son 10-15 yıldan beri Türklerin ve Moğolların inancı için
batılı bilimciler arasında gitgide Tengrizm ismi yayılmakta.

Julie Stewart "Moğol Şamanizm'i" adlı makalesine şunları ekliyor:

Batılı bilim adamları bu inanç için gitgide daha sık Tengrizm adını kullanıyorlar.
Bu isim bu inanç için çok daha isabetli,
çünkü bu inanç tamamen Tengri'nin etrafına inşa edilmiştir
ve insanların zaten günlük ibadetleri için bir Şaman (Kam)'a ihtiyaçları yoktur.

Tengricilik'in diğer ülkelerdeki ve toplumlardaki adları


Tengrizm sözcüğü henüz yayılmak üzere olduğundan,

farklı kavramlara da rastlamak mümkündür.

Tengrizm, Tänriizm

Tengerizm (Moğollarda)
Tangriizm ya da Tangrizm (eski Bulgarların Tengrizm'i için [Tangra])
Tengrianizm (Rafael Bezertinov'un kitabında)
Tengricilik, Gök Tanrı Dini, Gök Tengri Dini (Türkiye'de)
Tengirçilik (Kırgızlarda, Tatarlarda, Kazaklarda ve Altaylarda)

Erlik Han


eski Türklerin ve Moğolların inancı Tengricilikte

yeraltı aleminin efendisidir (Yeraltı alemi=Yerlik/Erlik).
Tengri'nin oğlu olmasına rağmen
kötülüğü sembolize eden bir tanrıdır.

İnanca göre,

Erlik han dünyanın yaradılışında
Tengriye karşı fenalik yapmış,
ve Tengri onu ceza olarak yeraltı aleminin efendisi yapmıştır.

Erlik han yeraltı aleminin en alt katında

yeşil demirden bir sarayda,
gümüşten bir tahtın üzerinde oturur.
Orada kendine koyu kırmızı parlıyan
ve çok az ışık veren bir güneş yaratmıştır.
Emirinde dokuz semerli boğası vardır.

Kıranları yapan tanrıdır.

Kızları Kara Kızlar kuttörenleri sırasında kamları baştan çıkarıp,
onların başarısız olmalarına neden olurlar.
Erlik ile iletişime geçen kamlara Kara Kam denir.
Ak Kam'lar, Tengri ile iletişime giren Kamlardır.

Erlik Han'ın Mamutları


Sibiryanın kuzeyinde yaşıyan

ve doğaya bağlı bir yaşam sürdüren Türk halkı
Dolganlarda anlatılan bir efsaneye göre,
Erlik han Mamutları yeryüzünden alıp yeraltı alemine götürmüştür.
Mamutlar orada pis kokuların,
sıcağın ve karanlığın içinde Erlik han'a hizmet etmek zorundadırlar.
Eğer bir Mamut oradan kaçıp tekrar yeryüzüne ulaşmaya çalışırsa
derhal buz kesilip ölür.

Wilhelm Radloff Dolganların bu efsane ile,

ara sıra Tundra'nın binyıllardır çözülmemiş buzunun içinden
dışarıya sarkan Mamut cesetleri bulmalarına

Umay


eski Türk ve Moğol inancı Tengricilik'te

bir bereket tanrıçasıdır.
Hamilelerin, çocukların ve Dünyalar Ağacı'nda bulunan
henüz doğmamış çocukların ruhlarının koruyucusudur.
Eğer bir çocuk doğacaksa Umay oraya varır
ve gök alemindeki Süt gölünden getirdiği bir damlayı
çocuğun dudaklarına sürer,
ona böylece reinkarne eden bir Ruh verir.

Tengri'den sonra gelen en önemli tanrısal varlıktır.

Eski Türk yazıtlarında Tengri'nin yanında
ara sıra sadece onun adı geçer.
Diğer tanrısal varlıkların adı eski yazıtlarda geçmez.

Yeni Türkçede Umay Sözcüğü

ana rahmindeki plasenta anlamında kullanılıyor.

Gün Ana


Altay Türkleri'nin Tengricilik inancında

güneş ile birlikte Gök Alemi'nin en yüksek katında oturan,
güneş tanrıçası olarak görülebilecek kutsal bir varlıktır.
Bu inanca göre gün ana
insanların ilk büyük annesi,
ve Ay Dede ilk büyük babasıdır.

Bir Tengricinin Dünyayı Görüşü


Bir tengriciye göre

dünya sadece üç boyutlu bir ortam değil,
durmadan dönen bir çemberdir.
Her şey bir çemberin içine bağlıdır,
durmadan eskir ve yenilenir; Güneşin hareketi,
durmadan hareket halinde olan mevsimler
ve bütün yaratıkların ölümden sonra tekrar doğan ruhları. (1)

(1) Türklerde Maddi Kültürün Oluşumu / Emel ESİN (sy.228-229)


İnsanların Üç Ruhu


Tengricilikte,

insanların ve hayvanların
birden çok ruhlara sahib olduklarına inanılır.
Genelde, her insanın üç ruha sahib olduğuna inanılır,
ama ruhların isimleri, özellikleri ve sayıları bazı kavimlerde farklı olabilir;
örneğin Sibiryanın kuzeyinde yaşayan
ve bir moğol halkı olan Samoyetler,
kadınların dört ve erkeklerin beş ruha sahib olduklarına inanırlar.

Ruh Türleri


Kuzeyamerikada,

Orta- ve Kuzey asyada araştırmalarda bulunmuş olan
Paulsen ve A.Hultkratz
bu ruh inancının bütün halklarda aynı kalan iki ruhunu şöyle açıklamışlardır:
Nefes-, hayat- ya da beden ruhu
Gölge ruhu/serbest ruh

Bunların yanında kavimden kavime değişen

"kısmet ruhu", "koruyucu ruh"
ve birde "çoçuk ruhu" inancını tarif etmişlerdir.
Yeni doğan bir çocuğun
"Omi ruhu" olduğuna,
ve bu çocuk bir yaşına girdiğinde
bu ruh "Ergen ruhu"na dönüştüğüne inanılır.
Ayrıca aynı kavime ait olan insanların bir
"kolektif ruh"a sahib olduklarına inandıkları tespit edilmiştir.
Bu "kollektif ruh" inancı, aynı tür'e ait olan hayvanlarada yansıtılır.
Yanı aynı tür'e ait olan hayvanların
büyük bir toplu ruha bağlı olduklarına inanılır.

Ruh İsimleri


Türklerde ve Moğollarda

birçok farklı insan ruhları için isimler bulunur,
ama bunların özellikleri
ve anlamları henüz yeterince araştırılmamıştır.
Türklerde: Özüt, Süne, Kut, Sür Salkin, Tın, Körmös, Yula
Moğollarda: Sünesün, Amin, Kut, Sülde

Jean Paul Roux,

bu ruhların yanında birde Uygurların
Buddist dönemlerinden kalan yazılarda sözü edilen
"Özkonuk" ruhuna dikkati çeker.

Moğolistan'a araştırmalar yapmak için gidip

sonunda hayatını Tengriciliğe adamış,
ve "Sarangel Odigen" adlı Şamaniçe olarak
moğolistanda vefat eden bilimci Julie Stewart,
Tengricilik hakkında yazdığı makalelerinden
birinde ruh inancını şöyle tarif etmiştir:

Amin ruhu: Nefes almayı, ve vücut ısısını sağlar.

Amin ruhu reinkarne eder.
(Bu ruhun Türklerdeki adı "Özüt" olsa gerek.
Kaşgarlı Mahmud, yazdığı
Divan Lügat-i Türk adlı eserinde
"Özüt ruhu"nu nefes ruhu olarak tarif etmiştir.)

Sünesün ruhu: Vücudun dışında suya gider suyun içinde hareket eder.

Aynı doğadakı su çemberi gibi bir varlık sürdürür.
İnsan ölünce yeraltı dünyasına iner.
Tekrar dünyaya gelmesi gerektiğinde,
bir kaynaktan çıkar ve bebeğin içine girer.
(Türklerde "Süne ruhu")


Oğuz Kaan-Dede Korkut-Mustafa Kemal Atatürk


Sülde ruhu: Bir insana kişiliğini veren ruh.
Benlik ruhu.
Diğer ruhlar insan vücudunu terk ederse
sadece baygınlığa, benliğini yitirmeye ya da komaya yol açarlar,
ama eğer bu ruh vücudu terk ederse insan ölür.
İnsan ölünce doğada bir cisime girer
ve Yer Su ruhu olur.
Tekrar dünyaya gelmez (reinkarne etmez).

Hayvanların iki ruhu vardır.

Hayvan öldüğünde bunlardan birisi tekrar dünyaya gelir
(reinkarne eder),
ve diğeri doğaya yerleşir.
Hayvanlarda reinkarne eden bir ruha sahib oldukları için,
hayvanlarada saygılı davranmak
ve onlara eziyet etmemek gerekir.

Yorumlar